Mekanın Hafızası-Antakya / Nidal Özdemir / Ekim-Aralık 2019

Geniş avlusuyla mahalle halkının düğün, nişan gibi özel törenlerine ev sahipliği yapan bu mekân uzun yıllar mesken olarak kullanılmış. 2019 yılı itibariyle ise “butik hotel” olarak kullanılıyor.

Katolik Kilisesi bahçesinde oynadığı çocuk oyunlarıyla öğrendiği kabul ve birlikte yaşam kültürünü, eski bir Antakya evinde sürdürmeye devam eden Nidal Özdemir’in anlatımıyla; “Eski Antakya Evlerinde Birlikte Yaşam Hikâyesi”:

“Önceleri Yahudi bir aileye ait olan bu ev onların Lübnan’a göç etmesiyle, Henna Marin adında bir aile kendi içinde miras yoluyla dört beş kişiye devretmiş. Sonraları Şükrü beylere, onlardan Atilla beylere son olarak da mülk sahibi olarak bize geçti. Ben bu eve ilk geldiğimde avluda balonlar, süsler vardı. Sanki bir parti yapılmıştı. Evi devraldığımız Atilla amcaya bunların ne olduğunu sordum. “Burası, bütün mahallenin düğünlerine, kınalarına, söz kesimlerine vesile olan bir bahçe” dedi. Avlumuz geniş olduğu için, komşularımız özel günlerinde bizden bahçemizi kullanmayı rica ediyor bizlerde kapılarımızı açıyoruz” dedi. Genel olarak uyumlu yardımsever ve kapısı herkese açık olan bir aileydi. Bizde Atilla amcanın geleneğini sürdürmeye çaba sarf ediyoruz. Bu yüzden kapımızı herkese açıyoruz.

Biz eskiden şimdiki Protestan kilisesinin arkasında bulunan bir eski Antakya evinde oturmuştuk. Sanırım tamda o dönemden geliyor içimdeki Eski Antakya evleri sevdası. Antakya’daki birlikte yaşam kültürünü tam olarak hissettiğim evdi orası. Her sabah annemin arkadaşları gelip kahve içerdi. Henna teyze, Nejdet teyze… Çocukluk arkadaşlarımın büyük kısmı Hristiyan’dı. Zaman zaman Katolik Kilisesi’nin bahçesinde oynardık. Bir Papaz vardı, bize hem piyona çalardı hem de farklı ve yeni çocuk oyunları öğretirdi… Bu kültürün, bu havanın içinde olduğunuz anda “kabulü” öğreniyorsunuz. Arapça ’da bir söz var “Mel Mealek” yani “mülkün sahibi insan değildir”! Bu ev de ilk olarak bir Yahudi aileninmiş. Sonra dört Hristiyan aile arasında el değiştirmiş. Daha sonra Sünni bir aileye geçmiş. Şimdide bir Alevi olarak bizde. Bizden sonrada kime gider bilmiyoruz. Buralar bizden öncekilerinin de değildi bizimde değil… Burada kalıcı olan şey kültürlerimiz. Bizde bizden öncekileri de bizim kültürümüzü de yaşamaya devam ederek bu kültürleri korumaya çaba sarf ediyoruz.”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir