Zenginler Mahallesi

Bir zamanlar Yahudi ya da Hıristiyan Mahallesi olarak anılırmış buraları. Ama Semavi dinlerden çok önce de, Antakya ve Antakya’nın tam merkezi olan şimdiki “Zenginler Mahallesi’nde insanlar yaşıyordu. Yani tam tamına sekiz bin yıllık geçmişi olan, hatta o çağlarda bir metropol olan Antioch’a dinler sonradan girmiş. Savaşlar da…

Zenginler Mahallesi, yakın tarihteki altın çağını 20. YY başlarında, yani Fransız işgali sırasında ve sonrasında yaşamış. Daha sonra ekonomik ve sosyal koşulların körüklediği göçler sonucu mahalle adeta yok olmaya terk edilmiş. O sayısız mimari araştırmaya, tarihçi tezine konu olan güzelim avlulu evler çürümeye yüz tutmuş. Gayrimüslim cemaatler ölüm kalım derecesine küçülüvermiş. Mahallenin sakinleri, “zengin”likleriyle, yani şarkıları, türküleri, tangoları, hikayeleriyle birlikte başka diyarlara veya öbür dünyaya uçup gitmiş. Hareketsiz bereketsiz kalmış Zenginler Mahallesi.

Şimdilerde mahallemiz eğlence hayatıyla bilinir daha çok. Mahallede dolaşırken kentin orta tabakasının akşamları dinleyip dinleyip kurtlarını döktüğü bir müziğe rastlamamanız neredeyse imkansızdır. O şarkıların çalınıp söylendiği meyhanenin yanındaki barda, 60’lı yılların Avrupa ithali Türkçe sözlü “aranjman” tınıları gelir, biraz daha ötede heavy metal müziği grubu sahne alır, başka bir mekanda Roman fasıl grubu çalar. Bunlar bugün Zenginler Mahallesi’nde sıradan bir gece boyunca rast gelebileceklerinizdir.

Oysa gündüz aynı yerlerden geçerseniz, bu kez belki Medeniyetler Korosu’nu prova halindeyken yakalayabilirsiniz. Başka kentlerde nadir rastlayabileceğimiz güzellikte okuyan, sesi eğitimli müezzin öğle namazına çağırıyor, ardından kilise çanları duyuluyor, mahalle sakini Hacı Fatma Teyze, kiracısı ressam Ebru Tul’un duvarlara çizdiği nü resimlere hayran hayran bakıyor olabilir.

Buralara gelenler dünyada eşi görülmemiş, kıskanılası bir biyotop diyorlar Zenginler Mahallesi için. Hem Antakya mutfağının en lezzetlisini bulabileceğiniz lokantaları, hem çılgınca eğlenebileceğiniz canlı müzik mekanlarını, hem ibadet edebileceğiniz havra, kilise ve camiileri, hem de evde kalmadığında karşı komşudan tuz isteyebileceğiniz mesken alanlarını kapsıyor mahallemiz.

İşte tamda bu nedenle Eski Antakya evlerinde gördüğümüz yalnızca cafe,bar,restaurant,otel değil bir birlikte yaşam hikayesidir aslında. Kimi zaman korunan, kimi zaman unutulan…

Bizler Zenginler Atölyesi olarak önce mahallemizdeki sonra Hatay’da ki bu kültürü açığa çıkarabilmek, birlikte yaşam haritasını oluşturmak için yola koyulduk. Sanatımız, sazımız, sözümüzle!